DOĞA KENDİSİNE YAPILAN KÖTÜLÜKLERİ AFFETMEZ
DOĞA KENDİSİNE YAPILAN KÖTÜLÜKLERİ AFFETMEZ
Star televizyonu 12 Ocak akşamı ana haber bülteninde, Arnavutköy ve Belgrad ormanlarının
taş ocakları, mıcır ocakları ve maden ocakları işletmecileri tarafından nasıl yok edildiğini ,Ormanlık alanlarda açılmış kırater göllerinin doğayı nasıl kirlettiğini görüntüleriyle gösterdi.
Yüreğim sıkıldı . İnsanlığımdan utandım. Ormanlık alanların katlediliş sürecinde ve sonraların da bütün canlıların ormanlık alanlardan diğer alanlara nasıl uzaklaştıklarını düşündükçe, onlardan insanlık adına hem utandım ve hem de özür diledim. Ormanlık alanların insanlığa verdiği ve vereceği kazanımları yok eden gelmiş geçmiş zihniyetlere kızdım ve İçten içtende olumsuzlukların bir daha olmaması ve tekrar etmemesi için Tanrıya dua ettim
Birkaç gram altın için aynı çirkinlikler Balıkesirin ve Çanakkalenin ormanlık alanlarında da yaşanıyor, akciğerlerimiz soluklanamıyor , onlarca ton kaya parçalanıyor ve üstündeki bütün ormanlık ağaçlarla birlikte ormanlık alanlar yok ediliyor ve doğada çirkinleşmiş büyük büyük kıraterler oluşuyor.. Acaba bu işletme sahipleri aynı doğa katliamını kendi ülkelerinde yapmaya cesaret edebilirler mi? Aynı vurdum duymazlık kendi ülkelerinin, tarım alanlarında ve ormanlık alanlarında da sergileyebilirler mi? ? hayır. Çünkü ne ülke yetkilileri ve nede o ülkenin vatandaşları onların ormanlık alanlarda ki faaliyetlerine izin verir.
Tarlalarda yaşantısını idame ettiren köstebeklerin bile açtığı oyukların,çukurların bu şirketlerin açtığı kraterlere göre daha insaflı , daha intizamlı ve daha mühendislik yapıtı görünümündedir
Doğa kendisine yapılan katliamları affetmez ve yakında insanoğlundan misli misli öcünü alır . Küresel ısınma ile bize verilen ceza, bunun en güzel örneklerinden i birisi değil mi?Nerede kaldı çocukluğumuzda gördüğümüz karlarl? nerede kaldı ,çocukluğumuzda yaptığımız kardan adamlar?. Böyle güzel eğlenceli zamanları çocuklarımıza torunlarımıza sunamadığım için utanıyorum ve onlardan da yine özür diliyorum
Bildirilen olumsuzlukların üstesinden gelinmesi için tarım alanlarının ,mera alanlarının ve ormanlık alanların koruma altına alınması , çevre kirletici unsur özelliğini taşıyan sanayi işletmelerinin de tarıma elverişli olmayan ve insanoğlunun olmadığı bölgede kurulması gerekir. Çünkü dağdaki ana kaynaktan koparılan kayaçların içeriğinde bulunan kireçtaşı ( büyük oranda CaCo3 içerir) olsun , diğer tozlar olsun bitkilere ve toprağa çeşitli şekillerde zarar verir .Çiçeklenme evresinde çiçeğin tepeceği üzerinde tozlar polenin tepeciğe ulaşmasını engeller,döllenme olmaz ve çiçekler meyveye dönüşmeden yere dökülür . Yapraklar üzerindeki tozlar bitkinin metabolizmasını bozar, fotosentez gündüz aksar gecede solunum aksar, sonuçta ürün azalır, ürünün kalitesi bozulur, vitamin sentezi , meyvelere renk veren antosiyan sentezi engellenir. Meyvenin sebzenin pazarlama değeri kalmaz. Kültür bitkileri gibi merada bulunan yabani yeşil otlarda kirletici etkenlerden zarar görür ve hatta merada kirletilen yeşillikte beslenen hayvanların sütlerinde ve etlerinde Omega 3 bulunma olasılığı bile yitirilmiş olur. Topraklarımız da çoraklaşır
Bu bilimsel veriler göz önüne alınırsa Karamanın Çukurovası diye tanımlanan tarım arazileriyle iç içe olan Bozdağ’a taş ocakları kurulursa, organik ürünlerimiz pazar değeri ni kayıp edeceği için üreticilerin ürünleri ellerinde de kalır, insanların sağlıkları bozulur, dağda çok sayıda oyukluklar oluşur doğanın ve doğanın doğal güzelliği bozulur.
Yurt severler olarak toprağımızın kirletilmesine gönlünüz razı olur mu ? Tabi ki olmaz Öyleyse tarım arazilerimizin tarım dışı amaçlarda kullanılmasına iznini vermeyelim ve verdirmeyelim. Bu görev hepimizin asli görevi olmalı değil mi? Unutmayınız , Ülkemiz su zengini ,toprak zengini ve orman zengini bir ülke de değildir.
Prof Dr Mehmet Asil Yılmaz
Posted by Ibrahim KOCAK
Oca 14, 2010
Son Güncelleme:
Oca 15, 2010
Yorumlar
Posted On
Oca 15, 2010Posted By
necati eskiciSayin hocamiza tesekkurler eder.Saglik ve mutluluklar dilerim..
Posted On
Oca 25, 2010Posted By
ametçok güzel
Posted On
Oca 25, 2010Posted By
Kemalettin DemirciBU TÜR CİDDİ VE HASSAS KONULARA KARŞI ÇOK DUYARSIZIZ
HOCAMIZA TEŞEKKÜRLER
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.